Levent Evrim
Levent Evrim
Reçetesiz ilaçta kutu başına 2 bin lira ceza teklifi neyin rövanşıydı..

Kasımın ilk yarısında, yaklaşık 2 hafta boyunca serbest eczacıları yakından ilgilendiren  bir kanun teklifi TBMM'de görüşüldü. Tam adı ile söylersek "Sağlıkla ilgili bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi"

Teklif meclise sunulurken içinde eczacılar açısında öne çıkan iki önemli düzenleme vardı. Yardımcı eczacılık uygulamasının iptali ve reçetesiz ilaç satışında kutu başına 2.000 TL ceza verilmesi.

Teklif mecliste son halini aldığında bir de baktık ki, bu iki teklif de geri alınmıştı.

Şöyle de diyebiliriz; serbest eczane sahibi eczacıları çok yakından ilgilendiren bu iki düzenleme; teklif Meclise sunulduğunda vardı, teklif meclisten çıkarken yoktu..

Siz ne anladınız bu işten..?

Ben hiç bir şey anlamadım.. O nedenle de anlayanlara sordum.     

TEB Başkanının ifadesiyle tüm paydaşların bir araya gelerek yasalaşmasına çaba gösterdiği yardımcı eczacılık uygulaması, durduk yerde neden kaldırılmak isteniyordu; reçetesiz satıldığı tespit edilen nasır ilacı için, kutu başına ev kirası tutarında ceza kesilmesini teklif etmek nereden çıkmıştı..?

Merak ettiğim buydu, bu düzenlemeler nasıl olmuş da bir kanun teklifi haline gelmişti..?

Aniden, durduk yerde, birden bire..

Yardımcı eczacılık konusu çok boyutlu bir konu. Önümüzdeki günlerde edindiğimiz bilgiler üzerinden derinlemesine konuşacağız. Önce reçetesiz ilaç satışına kesilmesi önerilen ama sonra geri çekilen kutu başına ceza teklifini anlamaya çalışalım.

Anlayanların ak saçlısı anlattı.

"Önce biraz hafızamızı tazeleyelim, hatırla bakalım iki sene önce 2016'da, aşağı yukarı bu zamanlarda eczacının gündeminde ne vardı? Ben söyleyeyim eczanelerde reçetesiz satılacak ilaçlar meselesi vardı. Konu yine yükselmişti; panellerde, çalıştaylarda yoğun olarak tartışılıyor; üreticisi, eczacısı, Kurumu, bir OTC yasası üzerinde mutabakat sağlamaya çalışıyordu. Reçetesiz satılacak ilaçların listesini belirlemek için TİTCK da bir komisyon kurmuştu. 

İki sene önce tam da bu günlerde reçetesiz satılabilecek 1.000 ilaçtan bahsediliyordu. 2017 yılının neredeyse tamamı kapalı kapılar ardında paydaşların pazarlıkları ile geçti.

2017 yılı sonunda TİTCK, reçetesiz ilaç statüsünde yer alacak olan etkin maddelerin listesini yayınladı.. TEB o tarihten itibaren açıkça konuya ağırlığını koydu ve listedeki etken maddeleri içeren 241 ilaç olduğunu açıkladığı basın toplantısında, "Biz bu işe karşıyız" dedi, eczacılık camiası olarak tavır alınacağını da açıkça dile getirdi..

TEB'in bu basın toplantısının ardından TİTCK geri adım attı. Yayınladığı etken madde listesini taraflarca bir mutabakata varılıncaya kadar askıya aldığını açıkladı.

Bu ne zaman oldu? 2018'in ilk günlerinde.

Hani neredeyse bir yıla yakın süredir konu yeniden gündeme gelmediğine göre, demek ki taraflarca bir mutabakata varılamadı.

Hafızamızı tazeledik mi; şimdi gelelim günümüze.

Meselenin 2 ucu var. İdare olabildiği kadar ilacı reçete dışına çıkarmak ve kalan ilaçlar üzerinde sıkı bir reçete disiplini uygulamak istiyor. Bunun çeşitli nedenleri var.

Üretici tarafı da yine olabildiğince ilacı reçete dışına çıkarmak istiyor. Bu kesimin ticari hedefi, bu ilaçlarda fiyat serbestisine ve bir sonraki aşamada satış noktası serbestisine ulaşmak. Bir tür mutabakat var gibi. Gel gör ki TEB bu işe amiyane tabirle taş koydu.

Şimdi hesap şuydu: Resmi duruma bakarsanız küçük bir ilaç grubu dışında, üzerinde reçeteyle satılır yazılan tüm ilaçların reçeteyle satılması lazım. Fiili durum öyle mi? Hayır.. Neden? Çünkü sıralamaya başlasak en az 10 neden sayabiliriz, sosyal, kültürel, ekonomik olmak üzere; özetle yapısal nedenlerle günümüz pratiğinde ha deyince mümkün değil bu. Ve fakat kağıt üzerindeki yasal gerçek, eczacıların başında Demokles'in kılıcı olarak sallanıyor.

İşte bu Demokles'in kılıcının ipini çözmeye niyetlenmişti bazı güçler. Kanun teklifine konulan, reçetesiz ilaç satışı halinde kutu başına 2.000 TL ceza maddesi yasalaşmış olsaydı eğer, bir süre sonra başlatılacak yaygın denetimlerde yıkım derecesinde ödenmesi imkansız cezalar yığılacaktı eczacıların başına.

Ceza yememek için en basit ilaçta bile reçete diye dayatacak eczacının, hastalarla gün boyu yaşayacağı çekişmelerin son durağı ise belli; depresyon.. Bu baskıya dayanılamaz.

Ortaya çıkacak bu karamsar ortamda denilecekti ki, madem öyle bu "bir kısım" ilaçları reçetesiz verilebilecek ilaçlar listesine alıverelim de herkes rahat etsin.. Bu görüşü destekleyenler de canı yanmış bıkkın eczacılar olacaktı. İşaret edilen senaryo buydu.

Yaşananları, reçetesiz ilaç listesinin gündemden düşürülmesine karşı, rövanşın ilk adımı olarak görüyorum.

Madem öyle, nasıl oldu da daha komisyondayken ilk günde bu madde geri çekildi derseniz cevabı açık. Bu maddenin geçmeyeceği belliydi. Anlattığım senaryoyu her eczacının düşünmesi istendi. Hani denir ya, ölümü gösterip sıtmaya razı etmek gibi. Sıtmanın ayrıntılarını ise önümüzdeki adımlarda öğreneceğiz hep birlikte."