Levent Evrim
Levent Evrim
Yaz boz tahtası..

Güzel laftır.. Amatör ilk yaptığına aşık olur, profesyonel ilk yaptığını atar.. Bu kalıbı her alana uygulayabilirsiniz.  İdarecilikteki karşılığı ise aklına geleni yapmaktır. Elinizde yetki varsa hele sırtınız da sağlamsa bunu yapabilirsiniz. Uygulamanın katı gerçekleri size geri adım attırana kadar.

Önünüzde çözüm bekleyen bir problem vardır. Diyelim ki bir sistem kurdunuz ve çok doğru nedenlerle doktorlar artık reçeteleri kağıda elle değil de, bilgisayar ekranına yazsın istiyorsunuz. Çağdaş bir yöntem, ne güzel..

Ve fakat teknik alt yapınız bu fikrinizi yaygın olarak uygulamanıza izin vermiyor. Beklenmedik zamanlarda kesilip duruyor bağlantınız. Zaten açık söylemek gerekirse doktorlar da her fırsatta, hatta fırsat yaratarak sistem çalışmıyor kaşesini basıp, eski usul kağıt reçeteye abanıyorlar.

Sorunumuz bu.. E-reçete denilen elektronik reçete uygulamasını yaygınlaştırmak, oturtmak, kabul ettirmek lazım. Kağıt reçete gerçekten hin-i hacette kullanılmalı. Ama bakıyorsunuz ki insan malzemesi direniyor alttan alttan.. Hangi kağıt reçeteler gerçekten sistem kesildiği için yazıldı, hangileri ofsayttan gol oldu anlayamıyorsunuz.

Bu veya benzeri idari bir problem çıktığında, aklınıza ilk geleni deneyip sonra "olmadı baştan" yapmaya eğilimliyseniz; yaptığınızın adına profesyonel yönetim diyebilmek için epey şahit ararız ve o şahitleri bulamayız..

"Kağıt reçetelerin sahiden sistem kesildiğinde verildiğini sağlama almak için, en iyisi biz bu reçeteleri başhekim onayından geçirelim" fikrini ortaya atan muhtereme, önce şunu sormak lazım: "Zatınız hiç hastaneye gittiniz mi, hasta olarak?" Fikri uygulayana ben hiç bir şey sormuyorum, siz de sormayın zaten cevabı almış olmalılar..

Yanlış olduğu en başından belli olan ama "hele bir deneyelim" yöntemi ile karaya oturtulan uygulamaların sayısı arttıkça, yönetime olan güvenin azalacağı çok açıktır. Ortaya çıkan inandırıcılık erozyonu, hiç fark ettirmeden temelleri kemirmeye başlar.

Yönetimine güvenilmeyen sistemlerin başarılı olduğunun örneğini, tarih sayfaları arasında epey aradım ama bulamadım..