Levent Evrim
Levent Evrim
Meslek örgütü ne iş yapar..?

Sahiden merak ettim.. Meslek örgütü adı verilen topluluk pratikte ne iş yapar Türkiye'de?

Önce ilk anda aklıma gelenleri sıraladım, aklıma geliş sırasıyla..

Aidat alır..

Başka?

Yönetmelik, genelge, duyuru, uyarı, ilgilendiren ne varsa bunları üyelerine aktarır..

Başka?

Nöbet listeleri hazırlar, çizgiden çıkan meslek mensuplarını cezalandırır..

Başka..

Üyelerinin imkanlardan adil olarak yararlanmasını sağlar.. Bazı reçetelerin sırayla karşılanması gibi..

Başka..

Ve tabii üyelerinin haklarını korur..

Konumuz eczacılık olduğuna göre en büyük meslek örgütü hangisi? Tabii ki Türk Eczacıları Birliği, namı diğer TEB.. Yani eczacıların haklarını korumakla en fazla yükümlü, en büyük meslek örgütü.. Bakalım kara kaplı ne diyor?

Açtım TEB'in kuruluş kanununu. İşte 4. madde. "Türk Eczacıları Birliğinin vazifeleri şunlardır:" diyor ve 11 fıkrada anlatıyor. İşte aradığımız bölüm; b) fıkrası.. Diğerleri sektör içi düzenlemeler, bir bölümü yukarıda rastgele aklıma gelen..

Diyor ki bu b) fıkrası:

"Azasının maddi ve manevi hak ve menfaatlerini korumak ve bunları halkın ve Devletin menfaati ile en iyi şekilde telife çalışmak,"

Önem sırasına göre yazıldığını var sayarsak, bir etik durumu düzenleyen a) fıkrasını kenara koyduğumuzda, TEB'in en birinciye gelen görevi bu: Eczacının hak ve menfaatlerini korumak. Öyle yazıyor kuruluş kanununda..

Acaba bu eczacının haklarını koruma işini nasıl yapıyor TEB..?

Hak nerede ve nasıl korunur; ilk akla gelen nedir?

Mahkemeye gidip dava açmak..

Eczacıların hakkının yendiğini, verilmediğini, gasp edildiğini düşündüğünde TEB ne yapıyor?

Tam da bunu yapıyor..

Hemen mahkemeye koşup yapıştırıyor davayı.. Artık SGK mı olur, TİTCK mı olur, İl müdürlüğü mü olur, konu kimi ilgilendiriyorsa..

Kimsenin hakkı kalmasın; bunu sadece TEB değil Bölge Eczacı Odaları da ellerine geçen her fırsatta kullanıyorlar.. Sendikası, Odası, Birliği, "Aman eczacının hakkı yeniyor" dedikte, soluğu idare mahkemesinde, Danıştay'da alıyor..

Veee açılan davaların çoğu kazanılıyor, hemen gururla yayınlanıyor web sitelerinden. Bakın işte görevimizi yaptık diye..

Dava kazanılıyor, peki sonra ne oluyor acaba..

Gözlemimiz odur ki pek bir şey olmuyor..

İşte mesele budur..

Davalar art arda açılıyor, kazanılıyor ama eczacıyı sektörel olarak ferahlatacak, yaraya merhem olacak bir kıpırtı görünmüyor ortada çoğu kez..

Çünkü idare, mahkemede alınan o kararın arkasından dolaşacak hukuki metotları hemen buluyor ve uyguluyor. İdare yasal çerçevenin içinde kalarak, dediğim dedik tavrını gayet güzel sürdürmeye devam ediyor.. Yeterince örnek var ortada..

Anlaşılan o ki mahkemeden karar ilamını alıp dosyaya koymak, tek başına yetmiyor günümüz ortamında hakkını korumak için.

Ve bir meslek örgütünün hak arama kulvarında elinden gelen, çalakalem dava dilekçesi yazmakla mı sınırlıdır?

Hadi bir örnek..

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile sürdürülen işletme belgesi çekişmesi mesela, başlı başına bir renk cümbüşü bu konuda.

Bakanlık, deyim yerindeyse takmış durumda konuya. Gıda takviyesi ürünü satan bütün eczanelere işletme belgesi aldıracak.. Niyeti, isteği bu.. Salıyor müfettişlerini eczanelere, 2014 Martında çıkan "Gıda İşletmelerinin Kayıt ve Onay İşlemlerine Dair Yönetmelik"'i öne sürerek belgesi olmayana basıyor idari cezayı. Yönetmelik çıkar çıkmaz, İstanbul Eczacı Odası bu uygulamanın iptali için dava açtı, davayı da kazandı.. Kazandı da ne oldu?

Hiç bir şey olmadı;

Bakanlık uygulamasına, yurdun çeşitli yerlerindeki eczacılar da feryatlarına devam ettiler. Bu arada eczacılar ve Eczacı Odaları, Birliğe akıl danıştılar. TEB'in verdiği akıl, "Haklısınız, yapmamaları lazım, ama yapıyorlar işte.." tonundaydı..

Eczacılar baktılar ki üst akıldan fayda yok, kendi akıllarınca hareket edip yedikleri idari cezaların iptali için davalar açmaya başladılar yurdun çeşitli yerlerinde ve ilk sonuçlar gelmeye başladı. Konya'daki eczacı davayı kazandı ve iptal ettirdi geçen ay.. Önceki gün Kayseri'den haber geldi. Eczacı yine davayı kazanmıştı.

Madem ki cezalar mahkemede iptal ediliyor, Bakanlık neden hala ceza kesmekte ısrarlı.. Çünkü ceza ve davalar bireysel. Bir mahkemenin verdiği cezayı iptal kararı, bir başka mahkemede ancak delil olarak işe yarıyor. Dava kazanılıyor kazanılmasına ama ceza kesilen her eczacının ayrı ayrı dava açması lazım.. 10 bin eczane satıyorsa gıda takviyesini, 10 bin dava demek bu.. Açan açar davayı ve iptal ettirir cezayı, açmayan da cezayı öder.. İdarenin kendi penceresinden bakarak doğru bulduğu yöntem bu..!

İdarenin bu tavrına karşı, yine yasal çerçevenin içinde kalarak TEB'in geliştirdiği herhangi bir karşı hamleyi  bilen, gören, duyan var mı peki?

Ve ben hala merakımı giderebilmiş değilim;

Bir meslek örgütü ne iş yapar?

Konumuz eczacılıksa mesela, "Eczacının hakkını arar.." diyenleri şöyle bir görmek istiyorum..

Sağdan sayacağım..