Levent Evrim
Levent Evrim
Ders gibiydi bu seçim..

Seçim ortamı insan davranışlarını gözlemlemek için önemli bir fırsat. Diğer yandan seçimleri de; insanı iyi tanıyan ekipler, liderler kazanıyor galiba. İster milletvekili seçimi olsun, ister eczacı odası seçimi pek fark etmiyor.

Eczacı odası seçimleri sürecinin sonuna geliyoruz. Bu hafta sonuna kalan bir iki ilden sonra tüm yurtta eczacı odaları, yeni yönetim kurullarını seçmiş olacaklar. Sonraki hedef ise Türk Eczacıları Birliği seçimleri.

İstanbul ve Adana seçimleri dışında hemen bütün illerde heyecansız, rutin bir seçim atmosferi yaşandığını söyleyebiliriz.

İstanbul seçimleri derseniz kendi başına bir laboratuar çalışması gibiydi. Çağdaş Eczacı Hareketi'nin oyun dışına çıkardığı eski başkan yeniden aday olmakta ısrarlı olunca, ortam birden renklendi. Gerçek manada kıran kırana bir mücadele oldu.

Varlık nedenleri "3 kereden fazla başkan olunmaması" ilkesine dayalı Zafer Cenap Sarıalioğlu önderliğindeki İstanbul Eczacı Hareketi, seçimin galibi oldu ama  sadece 56 oy farkla. Aldıkları 745 oya karşın, hemen arkalarındaki Semih Güngör grubu 689 oy toplamayı başarmıştı. Oran severler için verelim. Yüzde 31.4 ve yüzde 29. Seçimi yüzde 2.4 oy farkıyla kazanmıştı Sarıalioğlu ekibi. Bir başka ifade ile eczacıların üçte birine yakını "Kaç kere başkan olduğundan bize ne, Semih Güngör ile devam edelim" demişlerdi ki, bu çok önemli bir gösterge olabilir.

Oylar bölünmeseydi İstanbul Eczacı Hareketi aradan çıkamazdı diyen sesler duyuldu seçimden sonra. Bu, içi boş bir tespit olmaktan ileri gidemeyen bir laftır. Vaktiyle Demokratik Parti (DP) Adalet Partisinden; Demokratik Sol Parti (DSP) Cumhuriyet Halk Partisinden kopmasaydı, neler olacaktı neler demekten farkı yoktur. Marifet o kopuşa yol açacak sorunları büyümeden ortadan kaldırmayı becerebilmekteydi..

İlke severlere hediye edeceğimiz küpe şu olabilir: İlkeler laf olsun diye konmamalı, konmuşsa uygulanmalı, arkasında durulamayacaksa da hiç lafı edilmemeli bizce.

Bir başka boyutu daha var tabii.. İlke dediğiniz kuralın hayatın gerçeğine ne kadar uyduğu, ne kadar ayağını yere bastığı konusuna önem vermek gerek. Yoksa durduk yerde ilke olsun diye 3 dönem, 5 dönem kuralı koymanın bedelini hayat size ilk fırsatta öğretir.

Eğer demokrasi diyorsanız, kitaplar demokrasinin alfabesinin fırsat eşitliği ile başladığını yazıyor. Önemli olan yarışa giren herkese her manada fırsat eşitliğini tanınması. Sonra bırakalım taban, seçmen, halk kimi istiyorsa istediği kadar seçsin. Seçen aldığı hizmetten memnunsa eğer, "hadi bakalım zaman doldu" demenin manası var mı?

Örnek mi istiyorsunuz; uzağa gitmeyin, Erzurum Eczacı Odası Başkanı Hasan Fehmi Altıntaş. 22 senedir başkan, bu seçimleri de kazandı, olacak 24 senedir başkan..! Hala anlatamadıksa ne desek boş..

Ana kitleden usul nedenleri ile kopan gruplar, eğer içlerinde farklı bir anlayışı barındırmıyorlarsa, bir süre sonra erimeye mahkumdurlar. Tarih bunu bize böyle öğretiyor. İstanbul Eczacı Hareketini bekleyen tehlike budur. İçinden çıktıkları Çağdaş Eczacı Hareketinden farklarını ortaya koymak ve bu farkın yararına tabandaki eczacıyı inandırmak zorundalar, eğer kalıcı olmak istiyorlarsa.

Seçim öncesi vaatlerinde samimi olduklarını, yaptıkları uygulamalar ile gösterebilirlerse, yönetimlerde sık görülmeyen önemli bir farkı ortaya koymuş olacaklar. Bunun adı şeffaflık, bunun adı demokrat anlayış, bunun adı sahip çıkmak.. Güven, bu sacayağının üzerinde gelişebilir ancak..      

Daha dün bir bugün iki ama ilk olumlu ipuçlarını da veriyorlar gibi; devamını bekleyip hep beraber göreceğiz..