Levent Evrim
Levent Evrim
Bürokrasi eczacıların 8 çalışma yılını israf etti..

Bu bir örnek vakadır, bu kadar kolay geçiştirilmemeli. En azından üzerine üç beş cümle söyleyen bir yetkili çıkmalı.. Oysa çevreme baktığımda gördüğüm; herkes o kadar normal karşılamış ki olan biteni, o kadar vaka-i adiyeden ki, sanki hiç olmamış gibi. Bir tür duyarsızlaşma hali var.. Olay çözüldüğüne göre mesele yok..! Acaba öyle mi?

Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) eczacılardan istediği vergi borcu yoktur (ya da şu kadar borcu vardır) yazısından söz ediyorum.

Önce neler olduğunu gözden geçirelim, sonra da birlikte bir hesap yapalım ve eczacılara neye mal olduğunu görelim.

Kamuoyunun ilk haberdar oluşu yılbaşı arifesinde Adana Eczacı Odası'nın duyurusu ile oldu. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Odaya bir yazı göndererek bir hafta önce yayınlanan bir Tebliği hatırlattı ve 1 Ocak'tan itibaren bütün eczacıların her ay vergi dairelerinden alacağı bir "borcu yoktur" veya "şu kadar borcu vardır" yazısını göndermeleri gerektiğini, göndermeyen eczacılara ödeme yapılmayacağını duyurdu.  

Adana Eczacı Odası hızla tepki verdi. Aynı gün hem Türk Eczacıları Birliği'ne (TEB) hem de SGK'ya bir yazı yazarak, bu uygulamanın eczacılara yeni bir iş yükü getireceğini ve uygulamanın elektronik ortamda Kurum tarafından kolaylıkla yapılabileceğini hatırlattı.

Yılbaşı sonrasındaki ilk iş gününde, TEB de hızla topa girdi ve hemen SGK'ya bir yazı yazarak, söz konusu tebliğin, sorgulama işleminin elektronik ortamda yapılmasına imkan tanıdığını hatırlattı; işlemin Kurum tarafından elektronik ortamda kolaylıkla yapılabileceğini söyledi.

Arkasından artarda açıklamalar geldi. Odalar eczacıların mağdur olmaması için söz konusu belgeyi nasıl almaları gerektiğini açıklayan yazılar yazmaya başladılar. Bir yandan da SGK'nın İl Müdürlüklerine telefonlar açarak, yetkili peşinde koşarak bilgi almaya çalışıyorlardı.

Kısa sürede fark edildi ki; bürokrasi farklı illerde farklı uygulamalar yapma eğilimindeydi. İki gün sonra 4 Ocak günü, bir eczacı odası aldığı bilgi gereği belgenin nasıl temin edileceğine ilişkin yazı yayınlıyor, aynı gün bir başka eczacı odası yaptığı görüşmelerde ocak ayı için bu belgenin teslim edilmesine gerek olmadığı bilgisini aldığını duyuruyordu.

O hafta bu telaş ve koşuşturma içinde geçti. Birlik ve Oda yöneticileri bilgi peşinde koşarken, eczacılar da gözleri ekranda gelişmeleri takip etmeye, nasıl davranmaları gerektiğini anlamaya çalışıyorlardı.

9 Ocak günü heyecanın ve bilgi karışıklığının zirve yaptığı gündü. Önce Sivas Eczacı Odası sabahtan bombayı patlattı. SGK o akşama kadar bütün eczanelerden vergi borcu yoktur yazısını istiyordu. Öğleden sonra  yazı güncellendi ve bu kez yazının sadece eczaneleri SGK tarafından aranan 21 eczane için geçerli olduğu anlaşıldı.

Hızla akan olayların o gün yatak değiştirmeye başladığı anlaşıldı. SGK çeşitli illerin Odalarını arayarak, vergi borcu olan eczacıların listelerini gönderiyor ve sadece o eczacıların, vergi borçlarını gösterir belgeleri hemen almalarını istiyordu. Talep doğrudan ilgili eczacılara da iletiliyordu.

Odalar, vergi borcu olmayan eczacıların da, açıkladıkları bir tarihe kadar borcu yoktur yazısını vermelerini istiyordu.

Örneğin İstanbul Eczacı Odası'na borcu olan 600 eczacıya ilişkin liste gelmişti. Böylece görüldü ki, SGK borcu olana eczacıların listesine, kendisi doğrudan ulaşabiliyordu. Sayılardan ilk anda anlaşıldığı kadarıyla vergi borcu olan eczacı oranı, yüzde 10'un altındaydı. E o zaman vergi borcu olmayan yüzde 90 eczacıyı durduk yerde tedirgin etmenin anlamı neydi acaba?

Hem zaten uzaya istasyon kurma laflarının ortada dolaştığı bir ülkede, iki kamu kurumunun ekran üzerinden konuşamayacağını düşünmek çok abes olacaktı. Ancak unutulan şu olabilirdi; teknoloji başka şeydi, bürokrasi daha başka..

Sonunda 10 Ocak günü TEB müjdeyi verdi. Eczacıların “Vergi Borcu Yoktur” yazısını temin etmelerine gerek kalmamıştı.

Uygulama 1 Mart 2018 tarihine ertelenmişti, Mart ayından sonra da vergi borcu sorgulaması web servisler aracılığıyla Kurumlar arasında yapılacaktı. İşte bu kadar..!

Olaylar mutlu son ile noktalanmış, çekilen heyecan eczacılara kar (!) kalmıştı..

Biz yazının başında sözünü ettiğimiz hesaba dönelim şimdi.

Tesadüfi olarak Türkiye'nin çeşitli yörelerinden 10 eczacı ile konuştum ve bu vergi borcu belgesi meselesine, sürecin devam ettiği 10 gün içinde; açıklamaları okumak, bilgi toplamak, uygulamayı anlamak gibi konularda toplam en az ne kadar zaman ayırdıklarını sordum. Hiç birinin cevabı 1 saatin altında değildi. Demek ki ortalama 1 saat kabul etmek makul bir ölçü.

Şimdi hesaba oturalım.

Türkiye'de 25 binin üzerinde eczane olduğunu söyleyebiliriz. Bunların yüzde 97'sinin SGK anlaşması olduğu açıklanmıştı en son. Dolayısıyla etkilenen eczane sahibi eczacı sayısının yaklaşık 25 bin olduğunu düşünmek yanlış olmayacak.

Sonuç; 25 bin eczacının birer saati, toplamda 25 bin çalışma saati çöpe atılmıştır. Bunun günde 10 saat mesai ve yılda 300 çalışma günü hesabıyla yıl karşılığı 8 çalışma yılından fazladır.

Netice, bürokrasi bir anda eczacıların 8 çalışma yılını israf etmiştir..

Hani bir de vakit nakittir diyen ata sözümüz olacaktı.. Atalarımız mı yanlış söylemiş, bürokrasi mi atalar sözüne kulak asmamış orasını bilemedim..