Levent Evrim
Levent Evrim
27 Eczacı Odası neden imzalamadı ?

Geçtiğimiz hafta başında bir gurup Eczacı Odası bir ortak duyuru yayınladı. Sağlık Bakanlığı tarafından İstanbul Eczacı Odası aleyhine açılan davanın geri çekilmesi talep ediliyordu. Duyuruyu 54 Bölge Eczacı Odasından sadece 27'si imzalamıştı.

Durumu şöyle de görebilirsiniz; "Odalarının yarısı bildiriyi imzalamadı." Tam da yarısı dolu bardak örneği. Bahsettiğimiz yarısı dolu bir bardak mı, yarısı boş bir bardak mı? Cevap nasıl baktığınıza bağlıdır.

Aradan 6 gün geçti. Beklerdim ki konu; hadi enine boyunayı bırakın, ucundan kenarından da olsa konuşulsun tartışılsın. Oysa birkaç çekingen "..keşke bildiriyi 54 Eczacı Odası da imzalasaydı.." temennisinden başka, ses soluk yok..  

Tabii ki "..keşke bildiriyi 54 Eczacı Odası da imzalasaydı.." ama keşke bildirinin yayınından sonra diğer kanattaki 27 Eczacı Odası, neden imzalamadıklarını da çıkıp açıkça söyleyebilseydiler..

Seçimle işbaşına gelmiş bir oda yönetimini, hele ki "demokrasi" kelimesinin dilden düşmediği bir dönemde, Bakanlık mahkeme yolu ile görevden almak istiyorsa; diyelim bu kendi tasarrufudur; tartışması bir başka platformda yapılır.

Ancak Odaların yüzde ellisi, "..tüm siyasi çevrelerin bir araya geldikleri ve birbirlerine karşı açmış oldukları davalar geri çektikleri mevcut uzlaşma ortamında, demokratik teamüller gereği, seçimle gelen seçimle gider ilkesi doğrultusunda açmış olduğu davayı yeniden değerlendirmesini ve geri çekmesini talep ediyoruz.." ricasına imza koymayı reddetmişse, bu açıklamayı gerektiren bir durumdur.

Bu açıkça bir tavırdır. Bu tavrın açıklanmaya ihtiyacı vardır.

Oda yönetimlerinin çeşitli bildirileri imzalama hakkı ve yetkileri olduğu gibi, kuşkusuz imzalamamayı tercih etme hakları da vardır. Ne var ki eczanelerin beşte birini tek başına temsil eden bir odaya destek olmayı neden reddettiklerini susarak geçiştirmeye yönelmenin, demokratik  teamüller arasından yeri olmasa gerektir.

Açıklamak zorunda mıdırlar? Bu sorunun cevabı evet olmalıdır.

Çünkü konu doğrudan, demokratik yönetim anlayışına olan inançla ilgilidir. Bu inanç ya vardır, ya yoktur.

Oda yöneticileri; demokratik yönetimin bir aracı olan seçimle iş başına geldiklerini unutarak, mahkeme kararı ile görevden alınma girişimi konusunda söylenecek birkaç cümleden kaçınıyorlarsa, bu tercihlerinin gerekçelerini kapalı kapılar ardında birbirlerine değil, 26 bin eczacıya alenen açıklamak zorundadırlar. Bu, her şey bir yana, eczacı kamuoyuna verilen değer ve saygının bir göstergesidir.     

Olayı hatırlatmak gerekebilir, özetleyelim..

Sağlık Bakanlığı Temmuz ayında Mahkemeye başvurarak, İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu'nun görevden alınması talebiyle dava açmış. Gerekçe olarak Odanın resmi web sitesinde 16 Temmuz 2016 tarihinde yayınlanan, "Utanıyoruz!" başlıklı, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin duyuru gösterilmiş.

Bakanlık avukatları İstanbul Eczacı Odası Yöneticileri’ nin 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanununun Ek-1 maddesi uyarınca, amaçları dışında faaliyet göstermek suçlamasıyla görevden alınmasını talep etmişler.

Oda, gelen bazı tepkiler üzerine, bu açıklamayı resmi web sitesinden kaldırmış ve 22.07.2016 tarihinde "Ancak son 24 saat içerisinde hem kamuoyundan hem de meslektaşlarımızdan aldığımız tepkiler sonucu yanlış anlaşıldığımızı üzülerek görmüş bulunmaktayız." ifadesinin yer aldığı "Kamuoyuna" başlıklı yeni bir açıklama yayınlamıştı.

Bakanlık ilk yazıyı esas alarak dava açtı, yasa gereği dava 25 Ekim' kadar sonuçlanmak zorunda.

Yani son derece önemli bir olaydır söz konusu olan ve şakası yoktur.

Eczacı Odasının  kusurlu olup olmadığı, yasada sözü edilen durumun oluşup oluşmadığı bambaşka konulardır ve konuyu çarpıtmaya niyetlenecek olan çıkarsa diye not düşüyorum, konumuz bu değildir.

Konumuz "Kamuoyunun bilme hakkı" 'dır.. 

Ve diğer 27 Odanın bu bildiriyi neden imzalamadığını eczacı kamuoyunun bilme hakkı vardır.